Savaş ve Kimlik: I. Slesvig Savaşı
Son zamanlarda Rusya ile Danimarka arasında yükselen bir gerilim var. Rusya-Ukrayna Savaşı’nı sıkıca takip eden Danimarka, Ukrayna’ya her bakımdan destek sağlamaya çalışıyor. Hatta topyekün bir savaş ihtimaline karşı bir Kriz Bakanlığı dahi kuruldu. Üstelik savunma sanayi gittikçe istihdamın gittikçe daha büyük bir kısmını kapsıyor.
Bu gerginlik aynı zamanda Dan milli kimliğini yeniden şekillendiriyor. Televizyona çıkan birçok gencin, vatanseverlik adına savunma şirketlerinde işe başlamaya heveslerini görebiliyoruz. Baltık Denizi’ndeki komşuluk ilişkileri de yeniden değerlendiriliyor. Yakın zamana kadar Avrupa Birliği’nin daha pasif üyelerinden olan Danimarka, Ukrayna meselesinin ardından ortak bir direnişe önderlik ediyor…
Bugünü anlamak için tarihten yararlanabiliriz. İşte bu vesileyle Dan milli kimliğinin şekillenmesinde etkin olmuş geçmiş bir çatışmayı inceleyelim: I. Slesvig Savaşı.
1848–1851 yılları arasında gerçekleşen I. Slesvig Savaşı Danimarka tarihinin önemli dönüm noktalarından biri. Bu savaş, yalnızca Danimarka ve Almanya arasında bir toprak mücadelesi değil, aynı zamanda Danimarka’nın milli kimliğini ve hatta anayasasını yeniden belirleyici bir olay olmuştur.
Avrupa’da eskiden hakim olan feodal düzen altında kralların ve hanedanların farklı ülkelerde toprakları olabiliyordu. Nitekim Slesvig (Alm. Schleswig) ve Holsten (Alm. Holstein) dükalıkları, Danimarka kralına aitti. Kongeåen ile Elbe nehirleri arasındaki bu iki dükalık, Danimarka Krallığı ile Almanya arasında bir tampon bölgesi niteliğindeydi.
Kuzeydeki Slesvig dükalığı net bir şekilde Danimarka’nın etkisindeysi. O derece ki Slesvig, daha çok Danimarkaca konuşan bir nüfusa sahipti. Güneydeki Holsten dükalığında ise Alman etkisi hakimdi ve Almanca konuşan bir nüfus vardı. Sonuçta iki dükalığın halkı da yakın temastaydı, ancak Danimarka Kralını egemen olarak tanımaları gerekiyordu.
19. yüzyılda Avrupa’yı saran milliyetçilik dalgası, bu bölgeleri de etkiledi. Holsten ve Slesvig’de Alman bir kimliği benimseyen çok kişi, Alman krallıklarını birleştirmeye çalışan Alman Konfederasyonu’na katılmak istiyordu. Buna karşılık Danimarka kralı, özellikle Slesvig’in Danimarka’nın bölünmez bir parçası olarak hakimiyetinin altında kalmasını istiyordu.
Savaş, 1848’de Holsten’de çıkan bir isyanla başladı. Alman Konfederasyonu’ndaki bazı devletler Holsten isyanını destekledi. Konfederasyonun en etkin devleti Prusya da müdahale edince isyan, Almanlar ile Danlar arasında etnik bir savaşa dönüştü.
Tehlike büyüyünce, Alman Konfederasyonu’nun rakipleri, yani özellikle İngiltere ve Rusya, Prusya’nın savaştan çekilmesi için baskı yaptı. Bu sayede çatışmalar daha çok Danimarka ile Slesvig ve Holsten’deki isyancılar arasında sınırlı kaldı. Bu savaş üç yıl sürdü ve birçok kanlı çatışmaya sahne oldu.
*Fredericia Muharebesi’ni görsel olarak temsil eden bir eser*
Danimarka askerleri cesurca savaştı, özellikle **Fredericia Muharebesi** gibi bazı çatışmalarda önemli zaferler kazandılar. Yine de savaşın genel sonucu kesin bir zafer olmadı. 1851 yılında imzalanan barış anlaşmalarıyla eski düzen büyük ölçüde korundu. Slesvig ve Holsten yine Danimarka kralının hakimiyetinde kaldı, ancak iç işlerinde bir miktar özerklik kazandılar.
Savaşın asıl etkisi başka yerdeydi. İsyanların bir hedefi de hürriyet olduğu için 1849 yılında Danimarka, ilk anayasasını (Grundloven) kabul ederek mutlak monarşiye son verdi ve anayasal monarşi sistemine geçti. Ayrıca vatandaşlık ve seçmenlik hakları tanımlandı ve bu sayede Danimarkalılar arasında güçlü bir milli bilincin doğmasına yol açtı. “Biz küçük bir ülkeyiz ama birlikte kalırsak güçlüyüz” düşüncesi, bu dönemde halk arasında kök saldı.
2 asır sonra bile I. Slesvig Savaşı’nın yankılarını hâlâ hissetmek mümkün. ediyor. Fredericia’daki **”Den Tapre Landsoldat”** (Cesur Asker) anıtı, Fredericia halkının kahramanlıklarını taçlandırmak için dikildi. Ayrıca, savaşın yıldönümleri hâlâ bazı şehirlerde anma törenleriyle hatırlanıyor. I. Slesvig Savaşı, Danimarka’da bir toprak değişikliğine sebep olmadı, ancak Danimarka halkına bir kimlik ve bir demokrasi anlayışı kazandırdı. Küçük bir ülkenin büyük bir millet olabileceğini kanıtladı.
Savaş hakkında daha fazla bilgilenmek için Vikipedi‘den başlayabilirsiniz.
* Den Tapre Landsoldat / Cesur Er – Fredericia*
Günümüzdeki Rusya ile AB arasındaki gerilimi düşününce, şartları ve tarafları I. Slesvig’e benzetmek mümkün. Bir zamanki Alman Konfederasyonu’nun Almanlar için desteği gibi Danimarka bugün Avrupa Birliği’nin bir üyesi olarak ortak bir Avrupalı kimliği üzerinden Ukrayna’ya destek sağlamaya çalışıyor. AB’nin içi ve dışındaki Avrupa ülkeleri kimliklerini yeniden değerlendirmeye mecbur kalıyorlar. Ve aynı I. Slesvig’in getirdiği hüriyet ve seçmenlik hakkı gibi Rusya-Ukrayna Savaşı taraflar arasında liberallik, demokrasi, cinsiyet eşitliği, yeşil politika ve doğal kaynakların değerlendirilmesi gibi meselelerin tartışmaya açıldığı bir meydan oluşturdu. Savaşın muzafferi her kim olursa olsun, Danimarka dahil Avrupa ülkeleri bu savaştan girdiklerinden farklı bir ulusal kimlik ile çıkacaklardır…
Belki ilerleyen bir zamanda da I. Slesvig Savaşı’na takiben gerçekleşen II. Slesvig Savaşı’nı ve Slesvig ile Holsten’in Almanya’ya katılmasını konuşuruz.









