Empati bugün her yerde. Herkes daha fazla empati istiyor ama neyi kastettiğimizi pek bildiğimiz söylenemez. Danimarkalı filozof Dan Zahavi’ye göre sorun tam da burada başlıyor: Empatiyi fazla karmaşık ve fazla zihinsel bir şeye dönüştürüyoruz.
Zahavi’ye göre empati, başkalarının ne hissettiğini tahmin etmek değildir. Bir teori kurmayız, zihnimizde simülasyon yapmayız. Çoğu zaman karşımızdakinin duygusu bize zaten görünürdür. Yüz ifadeleri, ses tonu, beden dili… Başkası, yaşadığını saklamaz; bedeniyle ifade eder. Biz de bunu doğrudan algılarız. Ama empati, karşımızdakiyle birleşmek ya da onun yerine geçmek de değildir. Zahavi burada net bir ayrım yapar: Empati, ötekini kendimize benzetmek değil, onun bizden farklı olduğunu bilerek anlamaktır. Karşımızdakinin acısını hissederiz ama o acının bize değil, ona ait olduğunu biliriz. İşte etik sınır da tam burada çizilir. Bu nedenle Zahavi, empatiyi sempatiyle ya da duygusal bulaşmayla karıştırmaya karşı çıkar. Birinin ağlamasıyla bizim de duygulanmamız empati değildir; bu otomatik bir tepkidir. Empati ise daha sakin, daha dikkatli bir karşılaşmadır. Bakmayı, durmayı ve acele etmemeyi gerektirir. Zahavi’nin asıl uyarısı bugüne dair: Empati bir performans değildir. Sosyal medyada kolayca söylenen “seni anlıyorum” cümlesi, gerçek empatiyle aynı şey değildir. Gerçek empati, açıklamaktan çok görmeye; çözmekten çok tanımaya dayanır.
Belki de empatiyi büyütmek yerine, yerine koymak gerekiyor. Zahavi’nin hatırlattığı şey basit ama güçlü: Ötekiyle gerçekten karşılaşmadan, onu anlamak mümkün değil.
Kaynaklar:
- https://cfs.ku.dk/staff/zahavi-publications/Zahavi_JCS_8_5-7.pdf
- https://www.researchgate.net/publication/232827596_Empathy_Embodiment_and_Interpersonal_Understanding_From_Lipps_to_Schutz






